kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2011 Cuma

İSKENDER - ELİF ŞAFAK

                                     
                                         Elif Şafak'ın son kitabı çıktııııııı! =)
              Şafak'ın yazı dilini beğeniyorum,farklı ve akıcı.Kitapları çok fazla satılıyor bu yüzden de insanda bir merak uyandırıyor:Neden bu kadar satılıyor? Ben de alıp bi' okuyayım!
               Kitabı anlatmadan önce kendisiyle ilgili bir anımı anlatmak istiyorum: İki sene önce Kocaeli Kitap Fuarında kendisini dinlemeye gittim.Ne kadar zarif bi bayan olduğunu ve ne kadar tatlı konuştuğuna tanık oldum:) Konuşma bittikten sonra bir kitabını aldım ve imzalatmak için upuzuuuuunnn kuyruğa girdim başladım beklemeye,bi yandan da arkadaşlarla laflamaya:) Biri Elif  Hanım'ın vakti doldu,gidecek diye duyuru yaptı.Ben de neeeee orjinal kitap almışım ve o kadar sıra beklemişim asla imzalatmadan gitmem dedim:) Sonra sıra bozuldu kimisi gitti kimisi son kez imzalayın son kez son kez lütfeeenn diyordu (ben ikinci gruba giriyorum:D) neyse efenim arka sıralardan geldim ön tarafa ve kitabı uzattım ona doğru,,imzalanmayı bekleyen birçok kitabın arasına...Elif Şafak gözünün içine sokulmaya çalışılan birçok kitaba şöyle bir baktı ve benim kitabımı aldı (Mahrem).Bu kitap kimin dedi ve ismimi sordu.Alıp imzaladı,,imzalanan son kitaptı:) Kendimi milyoner filmindeki küçük Jamal'ın sevdiği sanatçının posterini elinde tuttuğu sahnedeki gibi hissettim :D sonradan öğrendim ki Mahrem kitabının Elif'te farklı bir yeri varmış,,nedendir bilmem:)
                
                  Aşk aranmadan evvel,düşün bir,
                  ya benden nasıl bir aşık olur?
                  İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır.

                  Sen kavgacı isen,ha bire öfkeli,
                  aşkı da bir cenk gibi yaşarsın.
                  Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur.

                  Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.
                  En derin yaralar ailede açılır,
                  kabuk tutsa bile kanar hikaye,içten içe...

                  Attığınız her adım,yaptığınız her işte
                  kendimizi yansıtırız.
                  Budur çözülmesi gereken bilmece...


       Mutsuz sonlardan nefret edenler var mı? O halde hiç başlamayın bu romana!
 Kitabı anlatmayacağım çünkü bilmece sonlara doğru çözülüyor,büyüyü bozmayayım.Olaylar daha çok ikiz olan Pembe,Cemile ve Pembe'nin kocası Adem,Çocukları İskender,Esma ve Yunus arasında geçmektedir.Birçok kişiden bahsedildiği için kitabın ilk sayfasına soyağacı çizilmiş:) Pembe,ikizinin sevdiği adamla evlenir ve Londra'ya yerleşir.Karakter olarak aralarında inanılmaz uçurumlar olan 3 çocuğu olur,,Ademin de Pembenin de sevgilileri olur,,Seneler sonra ikizi Cemile (hiç evlenmemiş bir ebe) Londra'ya gelir,,olaylar dizisi ve İskender hapse girer.Çok genel anlatımı budur:)

                 Hani bazı kitaplar vardır ya "acaba ileriki olaylarda ne olacak" diye merak ederek okursun.İşte bu da o kitaplardan:) Ben beğendim,bilemem siz nasıl bulursunuz ama tavsiye ederim:)


ALTINI  ÇİZDİĞİM  SATIRLAR



***İskender dünyayı yönetmek,Esma hepten değiştirmek isterken,Yunus'un tek arzusu alemi anlamaktı.O kadar.
***Cemile küçük Yunus'a kraliçeyi görüp görmediğini,gördüyse neye benzediğini sormuştu.O da yanıtlamıştı.
      Kraliçe sarayda yaşar.Saray öyle büyüüüükkkkiii içinde kaybolur.Ama bulup tahtına oturturturlar.Her gün farklı elbise giyer ve komik şapga takar.Şapgayla elbiseyin aynı renk olması şart.Elleri yumşak ve beyaz Çünkü eldiven giyer ve kirem sürer.Bulaşık yıkamaz.Okulda resmini gördüm.İyi birine benziyor.
 ::)))))
***Gelecek onun için bir vaatler ülkesiydi.Henüz görmemiş olmakla birlikte parlak ve güzel olduğuna emindi.Bir sonsuz potansiyeller diyarıydı yarın.Pembenin kendini geleceğe böylesine adayışını açıklayabilecek tek bir kelime vardı:"inanç"-görmeden inanma yetisi.
***Adem içinse bir mabetti geçmiş.Güvenilir,sağlam,değişmez ve hepsinden önemlisi kalıcıydı.
***Bir oğlan çocuğundan erkek çıkaracak iki şey vardır bu dünyada.Unutma! Birincisi bir kadının aşkıdır.İkincisi de başka bir adamın nefreti.
*** Bir kılıca dikkatlice bakarsan,üzerindeki menevişleri görebilirsin.Suyun bu kadar sert ve sağlam malzemede iz bırakabilmiş olması şaşırtıcı gelebilirdi.Oysa hünerli ustalar bilirdi ki metalisertleştirmenin yolu onu önce ateşte ısıtmak,sonra suya daldırmaktı....Erkekler için de aynı.Aşkla ısıtmak gerekir onları,nefretle sertleştirmek.
***Gerçek dünya,içindeki gerçek insanlarla,toprağa bulanmış şekere benzermiş.Tadı güzel de olsa,yenmeyecek türden.
***Bir adamın aşkı mizacının devamıdır,evlat!
***Kimse bir elmasın sahibi olmazdı ki;insan onun koruyucusu olurdu ancak.Her yeni "efendi",elmasın seyahatindeki bir moladan başka birşey değildi.
***İnsan yüreği soba gibi.Sıcaklık üretiyor,enerji yayıyoruz.Ama başkalarını suçlayınca,onları karalayınca,dedikodu yapıp kem konuşunca,enerji kaybolur.Yüreğimiz soğur.
***Evren yuvarlak;çemberde iki yay var.Biri yükselen,biri alçalan.Her insan durmadan hareket halinde.Bazısı iner,bazısı çıkar.Yükselmek istiyorsan,en çok kendini eleştir.Kendi hatalarını görmeyen asla iyileşemez.

17 Ekim 2011 Pazartesi

AŞKIN GÖZYAŞLARI 2 (HZ.MEVLANA)


  (2010 yılınınen çok okunan "Aşkın gözyaşları tebrizli şems" kitabı aşkın sağanağında, yürekleri ıslatmaya devam ediyor...)

            Veeee bu güzel eserin iştahla ikinci serisini okudumm:) 1.kitabında Şems'in ağzından dinlediğimiz hikayeler ve Mevlana'ya olan sevgisini bu kitapda Mevlana cephesinden dinledik.Kitabı kısaca şu şekilde değerlendireyim,başka söze de hacet yok: Son zamanlarda hiç bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum,gerçekten yürekleri ıslatan bir eser.Yazarımızın gönlüne sağlık..Çok önemli bir konuya değinmek istiyorum: Mevlana ile Şemsin arasındaki sevgiyi farklı anlamlara çeken kişilere hitaben.Biz onların mertebesine ulaşamadığımız gibi onlara dil uzatmamız hiç hoş değil.Onların aşkları birbirlerine(yani insani olarak) değil Allah'a yöneliş şeklindeydi.Birbirlerinde Allah'ın güzelliğini buldular ve Allah'a daha yakın olmak için birbirlerini basamak olarak kullandılar.

       !!Lütfen dikkatli okuyunuz!!
          Mevlana,oğlu Alaeddin'e anlatıyor:
          -Şeyh Siraceddin,sarayın beni baş imam tayin etmesini bir türlü hazmedememişti.Talip olmadığım halde bu görev bana verilmişti.Şems gelince bu vazifeden feragat ettim,ama seneler öncesinin kinini hala taze tutuyordu.Onun dervişleri önceleri sayıca çoktu.Zamanla yanında birkaç dervişi kaldı,herkes ondan uzak duruyordu.Mal düşkünü,altın biriktirme hastasıydı.Para almadan fetva vermiyordu,fakirleri kapısından kovuyordu.Gözü hala Sultan'ül Ulema unvanındaydı.Bu makama ulaşmakta tek engel olarak beni görüyordu.Oysa ben makamları mevkiler elimin tersiyle itmiş bir adamdım.Birgün baş dervişi ile aralarında şu konuşmalar geçmişti:
           -Mevlana hak etmediği bir şöhreti taşıyor.
           -Anlamadım efendim.
           -Dağın olmadığı yerde tepe dağ gibi görünür.
           -Mevlana olmasaydı,şimdi siz mi dağın zirvesinde olacaktınız?
           -Elbette.
           -Şems varken bu iş zor.
           -Onun icabına bakarız.
           -Nasıl?Katledecek miyiz?
           -Hayır.Halk dedikoduyu çok seviyor.Öyle ki,filanın başı ağrıyor diye laf etseniz,iki sokak sonra,filanın başı kesilmiş olarak yayılıyor.Öyle bir fısıltı yayacağız ki,dedikodu yayıldıkça Şems için Konya kabirden daha darlaşacak,sokağa çıkamaz olacaklar.Ardından Şems,Mevlana yıpranmasın diye buradan kaçmak zorunda kalacak.Halkı yanımıza alacağız.Dedikodu kazanında ikisini de kaynatacağız,birisi buhar olacak,diğeri köz.
           -Bu nasıl bir dedikodu olacak?İçki içiyor dediler,meğerse adam abdestsiz yere basmıyor.İçki imtihanında onlar kazandı,düşmanlar olarak biz kaybettik.Şarap testisinden çıka çıka süt döküldü yere.Şimdi fısıltılar elimize yüzümüze bulaşırsa ne yaparız.Ne çeşit bir fısıltı düşünüyorsun?
           -Şems,oğlancı deriz.Hiç evlenmemiş,bunu koz olarak kullanırız.
           -Olmaz.Tutmaz.Hiç evlenmemiş çok arif vardır.Evlenmemek onun livata(erkek erkeğe ilişki) düşkünü olduğunu göstermez.
           -O vakit,Şems'in Kalenderi ekolünden geldiğini,hatta Cavlakilerden olduğunu yayalım.Cavdakilerde livata çok yaygındır.Halk bunu biliyor.
           -Saçmalama! Cavdakiler kafaların kazıtıp,sakal ve bıyık bırakmayan kel insanlardır.Oysa Şems'in saçı Isfahan gecesi neredeyse beline kadar gelecek şekilde uzundur,üstelik sakalı ve bıyığını ne yapacağız?
           -Ben yine de bu hususta fısıltı çıkarayım,halk bu,konu cinsellik oldu mu abartmayı,yaymayı sever.Bir bakarsınız,belki tutar.
           -Tamam.Mevlana'yı halkın gözünde zayıf düşür de nasıl yaparsan yap.Başarırsan sana ödül olarak kadılık makamı var,bilesin.
           -Teşekkür ederim efendim.Ben şimdiden başlıyorum fısıltıyı yaymaya,Mevlana ailesinden çarşı pazar dolaşan küçük oğludur ve aşırı hareketli bir gençtir,onun kulağına kar suyunu kaçırdık mı işimiz daha da kolaylaşır.Şems'ten en çok nefret edenlerin başında o geliyor.


                   Anlaşılan planlanan fısıltı tutmuş ve şimdiki birçok insan gibi o zamanda yaşayan halk da bu dedikodu kazanına dahil olmuş.Ne acı değil mi? Çok araştırıp,çeşitli kitaplar (tek yönlü değil) okuyup en doğru sonuca varmak gerek,kulaktan dolma bilgiler yada dedikodular insanı aldatmaktan başka birşeye yaramıyor..İnanın mevlana ile şems arasında gerçekten farklı cinsten bir sevgi olmuş olsaydı,onu aynen öyle yazardım.Benim tek bir tarafım var: O da doğru taraf!



 ALTINI ÇİZDİĞİM SATIRLAR




***Yalnızlığımda seni biriktirmişim meğerse
***Hafızamdaki bütün alfabeyi döktüm,alfabesizim.
***Kapımıza değil kalbimize vuran buyursun(şems)
***Dönmektir sanırsınmarifet;arş dönüyor,yıldızlar dönüyor dersin.
***Bir hayatın üç çeşit yazısı vardır.Birincisini kendisi okur,başkaları okuyamaz;ikincisini başkası okur,kendisi okumaz;üçüncüsü ne ona ne de başkalarına okunur.İşte ben o üçüncü yazıya aidim(şems)
***Sultan Veled,babası Mevlana'ya sorar:"Babacığım Mevlana isminin manası nedir?"
      - Şems birgün bana dedi ki;"sen yokluksun.İsmin de yokluk olsun.Herkes Mevlana ismini Efendi manasında anlıyor.Oysa Farsçada MEV:yokluk; Arapçada LA:yokluk ; Türkçede NA:yokluk demektir.
***Yüce Allah Bezm-i Elest'te hitap eder:" Ey Rıdvan,cennet sizindir,Ey Malik cehennem sizindir!,Ey melekler arş sizindir,kürsi sizindir.Ey siz yanık kalpli ve benim mührümü taşıyanlar!! Siz bana aitsiniz,ben de size aidim"
***Hz.Mevlana'ya sorulur:" Çoğu insanda geçim derdi,rızık korkusu var.Bunu nasıl giderebiliriz?"
     - Bu alemde sıkıntıları perde olarak gör ve her an rızkın kaynağının Allah olduğunu bil.Ahmet'ten Mehmet'ten rızık isteme,Allah'tan iste.Birşey ekeceksen gerçek toprağa(mana aleminde) ek ki orada binlerce ekin meydana gelsin.
***Dış dünyaya kapanma insanın duygularına hakimiyetini kolaylaştırır.Kendi duygu
larına hakim olan başkalarının duygularına da hükmeder.
***Dedim ya,kitaplar kalbe inmedikçe kumdaki yazılardır.Aşk;kitap okumakla öğrenilmez,aşkı kağıtlar da bildirmez.
***Üzerine hem doğrunun hem de günahkarın bastığı toprak gibi olmadıkça,herşeyi içinde gizleyen bulut gibi olmadıkça,ve sevsin sevmesin herşeye hayat sunan yağmur gibi olmadıkça,derviş olunamaz.
***Hz.Mevlana,Şems'in kendisine öğrettiği aşkın sırlarını oğlu Sultan Veled'e söylüyor:
 --Aşkın sırrı,Cehennemden korkmamak ve cenneti arzulamamaktır.
 --Aşkın sırrı,Rahmani nefesin parçası olmaktır.
 --Aşkın sırrı,asıl vatana dönmektir.
 --Aşkın sırrı,saf tevazu hazinesidir.
 --Aşkın sırrı,Alemlere rahmet olan Sultanımız Efendimiz'in(sav) güzelliğini görmek ve hissetmektir.
 --Aşkın sırrı,aşkı Cenab-ı Hakk'ın cemali vasıtasıyla öğrenmektir.
 --Aşkın sırrı,su yerine susuzluğu aramaktır.
 --Aşkın sırrı,açlığın gıdamız haline gelmesidir.
 --Aşkın sırrı,kusurlarımızın farkına varmaktır.
 --Aşkın sırrı,Rabb'imizin bize duyduğu sevgiden dolayı var olduğumuzu bilmektir.
 --Aşkın sırrı,herşeyi O'nun nuruyla görmektir.
 --Aşkın sırrı,hem aşık,hem maşuk olmaktır.

  


9 Eylül 2011 Cuma

AYNADAKİ YALAN (NFK)



         Bu,Necip Fazıl Kısakürek serisinde ilk okuduğum kitaptır.Kısakürek'in hiçbir kitabını okumadığımdan yakınıyordum sonunda aldım ve bitirdim:)
         Romanda biraz Halit Ertuğrul tarzı vardı sanki:S Bilirsiniz,önceleri inançsız biri sonradan imana gelir:)) Kitabı birazcık özetleyeyim
         Romanın baş kahramanı Naci,yaşamdan zevk almayan,aşırı ayrıntıcı(arkadaşları felsefeci diyor)biridir.Hayatında iki farklı kadın vardır:Biri,kominist ve erkeksi olan Mine(Naci'den hoşlanıyor);diğeri ise,zarif,alımlı olan ve Naci'nin hoşlandığı;Belma...Kitabın seyrinde bir süre bunlardan bahsediliyor.
Naci bir gün köye gittiğinde Hüsmen ağa ve kızı Hatçe ile tanışır.Naci'nin annesi,oğlunun Belma yüzünden mutsuz olduğunu görünce bunları eve davet eder.Amacı Hatçe'yi oğlu ile evlendirmektir.Hatçe kalbi çok saf ve yaşam dolu bir genç kızdır.Sonraları kanser olduğu anlaşılır ve hastaneye yatırılır.Ölüm döşeğinde olan Hatçe,Naci ile evlenir...Sonrası ölüm ve üzüntü işte
         Naci,Hatçe'yi sadece bir iki hafta tanımasına rağmen onun saflığından ve hayata bakış açısından  çok şey öğrenmiştir.Şimdi,Allah'a daha yakın olmak için elinden geleni yapan ve bu aşkla yanıp tutuşan yeni bir insan ortaya çıkmıştır.Şimdi onun için hayat çok daha anlamlıdır.Üniversite tezini "İslam Tasavvufu ve İnsanlığın Beklediği Nizam" konusunda yazar ve konferanslara katılır.
        Naci,Hatçe'yi sevdi ve bu sevgi onu Allah sevgisine kavuşturdu.Bu tema da Leyla ile Mecnun hikayesini anımsattı bana:)Kitap,bir nefeste bitirdiğim diğer kitaplar gibi değildi..Akıcı olması için çok olay yok belki ama çok fazla mana var;)

ALTINI ÇİZDİĞİM SATIRLAR



***Felsefe ha!..Göğü zıpkınlamak işi...Keşke işiniz toprağı bellemek olsaydı!

***Kendini damla damla vermeyi bilmek ve testiyi asla boşaltmamak sanatı...

***-Düşünmemek için ne yapsın?En azından vücudunda bir yara açıp,onun maddi acısıyla manevi acısını dindirmeye mi baksın?
-Saçma!...Bu,gölgeyi gömmek için üzerine toprak dökmeye benzeyecektir.

***Yaş odunlar gibi haykıra haykıra yanma!..Kuru odunların eriyişine denk,tatlı ve sessiz kavrul!..

***Aynanın karşısına geçip şu her gün eskittiğin suratına bakacağın gün ne zaman gelecek?..

***...ama güldüren bir dram ve ağlatan bir komiklik

***Kapitalizma ve Liberalizma; (Cemiyetin hakkını çalar)..
      Sosyalizma ve Komünizma;(Ferdin hakkını çalar)..
      Materyalizma ve Pozitivizma;(Ruhun hakkını çalar)..
      Ruhun vatanı Doğu!

***Filan adam o kadar siliktir ki,onu bir daha hatırlamamak için bir kere görmek yeter.

***Şekillerin dili,bu ağaçta olduğu kadar hiçbir lisanda çarpıcı olamaz.Ağaç,vahdet musikisinin ne muazzam şekil senfonisi...

***Yokluk boşluğunda helezonlar çizen şüphe yılanı,ne gün anlayacaktır ki,yokluk vardır,o da bir"var"dır; ve her var gibi Allah'ın bir yaratığıdır.Yalnız "var" vardır,yokluk kendi başına yoktur;sonsuzluk boyu var olan da Allah...

***Hakikat birdir ve daima bir kişidir,O bir kişi,bin kişide aranmaz,bin kişi kendini o bir kişide bulur

***Eskiden beri bazı ukalalar,(hakikat şimşeği,fikirlerin çarpışmasında doğar),derler.Halbuki fikirlerin çarpışmasından çok defa müthiş bir toz kalkar ve bu toz perdesi arkasında hakikat,bir zıplayışta geyik gibi kaçar,gider

***"Anladım" tesellisiyle gölgelere hacim kondurup ölçe biçe gidenler (devamlı delil arayan şüpheciler)

***Ve kader...Allah seni her bakımdan hür ve muhtar yarattı ve sonra buna rağmen sımsıkı kuşattı.İnsan ancak köleyi kuşatabilir,fakat hür ve muhtar olanı kuşatabilendir ki,Allah'tır.

***Sırrı düşünüyor..Ve aklı..Ey akıl;seni o kadar gerdim ki,alemde hiçbir madde bu kadar uzayamaz ve incelemezdi.Eğer o kopmadıysa,Allah muhafaza etti de ondan..Her şey sır...

***Her şey anlamakta,yani anlaşılamayanı anlaşılamaz olarak anlamakta...Allahı anlamak işte bu.

***Güzellik esrardır.Ve onun içindir ki,güzel,peçe altındadır.

***Kılıç nasıl nazik ve yumuşak maddeleri kesemezse,zaman da kendi akışı içinde hadiselere karşı huşunet ve mukavemet göstermeyerek rıza ve tevekküle mukabele edenlere bir şey olmaz.

***Konuşan yok,bir musıki şelalesi halinde çağlayan manalar var:
     -Yalan,bu dünya,yalan...Aynadaki yalan...


      









                         

30 Ağustos 2011 Salı

AŞKIN GÖZYAŞLARI (Tebrizli Şems)


                                                     
                                             YAZAR:Sinan Yağmur
                                             TÜR:Biyografik Roman
                                             İLK BASKI:2010

           Kardeşim geçen yaz almış okumadan koymuş kitaplığa:) O zaman elimde okuduğum başka kitapların olmasından ve de bu kadar okunduğunu bilmediğimden dolayıdır ben de elimi sürmemiştim.Herkeste bir Aşkın gözyaşları,Aşkın gözyaşları harekatı....
Ben de merak ettim ve aldım elime başladım,başlayış o başlayış! Bir solukta bitti kitap.Kitabı ben değil kitap kendi kendini okudu sanki.Kuzenim yanımda mışıl mışıl uyurken ben gün ağarana kadar okumuştum:) O kadar şems havasına büründüm,o kadar büyülendim ki..Sinan Yağmur'un nasıl olur da herşeyi yaşamış gibi akıcı ve gerçekçi bir dille yazabilmiş olmasına şaşırdım..Sanki günlerce haftalarca hiçkimsenin girmediği ve sadece mevlana ile şemsin olduğu hücrede ben de varmışım da farketmiyorlarmış gibi hissettim.Sanki birlikte sema ediyormuşuz da dönerken beni değil,sadece rüzgarımı hissediyorlarmış gibi..Yakında da aşkın gözyaşları 2(mevlana)'ya başlayacağım:)
      
           Kitabın konusundan bahsedeyim biraz.Aslında tek bir konusu var.AŞK.
Tebrizli Şems;kimsenin dediğini takmayan,kendi doğrularından şaşmayan sivri dilli biridir.Küçük yaştan itibaren sorularına gerçek anlamda cevap verebilecek,birlikte ruhu doyuran sohbetler edebileceği,Rabbe giden yolda birlikte yol alabileceği bir arkadaş,bir öğretmen,bir öğrenci arar..Yıllar boyunca ülke ülke gezen Şems aradığını Konya'da bulur.Sonra Allah Aşkı yolunda birlikte yol almaya başlarlar.Şems'in serüvenini özetleyen,çok hoşuma giden bir lafı vardı: "Mevlana sadece Konya'da tanınan ve çok sevilip,sayılan biriydi.Ben ise onu dünyaya tanıttım".Neden bahsettiğini anladık sanırım.Şemsin farklı bakış açısı,iç güzelliği ve eğitimi sayesinde (Şemsin Konyayı teketmesinden dolayı duyduğu özlemin etkisini de unutmayalım) dünyanın kelimelerini ezberleyeceği,anlamlarını yudum yudum içip hayatlarına geçireceği MESNEVİ'yi yazma şerefine ermişti Mevlana.

       ALTINI  ÇİZDİĞİM  SATIRLAR



**Dilsiz dudaksız sözler söyleyeceğim sana,bir şeyler anlatacağım bütün kulaklardan gizli,herkesin ortasında konuşacağım;ama senden başka duyan olmayacak söylediklerimi...

**Şeytanda bir şey hariç bütün insani özellikler mevcuttur.Şeytan aşkı bilmez.Aşk şeytana verilmemiştir.Aşk ademoğullarına verilmiştir.Şeytanın insanı kıskandığı çekememezliği aşksızlığındandır...

**Sana zehir vereceğim,eğer zayıfsan zehir seni öldürecektir.Güçlü isen zehir sende ballaşacaktır.Şimdi razı mısın Celaleddin?

**Cam ustasının zeka,beceri ve mahareti kırık camda ortaya çıkar.

**Kıyamet günü"bedenim,bedenim!"diyeceksin.Hz.Muhammed "ümmetim,ümmetim!",diyecek.Cennet "hissem,hissem!"diyecek.Cehennem "payım,payım!"diyecek.Rabbu'l İzzet,"kulum,kulum!"diyecek.

**Allah,"Biz Adem'e kendi ruhumuzda üfledik"diye buyurmuştur.İşte ölüm anındaki "Rabbine dön!"emrine kadar bedende hapis olan ruh,bu ruhtur.

**Şeytan,insanları saptırmak için Allah'a:"Onların önlerinde,arkalarında,sağlarında ve sollarında olacağım"dedi.Allah ise şöyle buyurdu:"Senin bütün takipçilerini cehenneme atacağım ve ben de kullarıma altlarından ve üstlerinden tecelli edeceğim." İşte bu yüzden dua ederken ellerimizi havaya veya secde ederken başımız yere bakar.

**İslam tarihinde cenazesi gece kılınıp defnedilmesi Hz.Osman'dan sonra Şems'e nasip olmuştur.


Normal fiyatı 7,00 TL olan bu kitabı kitapyurdu ndan 4,90 TL ye temin edebilirsiniz.Hem de yazarın imzasıyla birlikte;) Ayrıca aynı kitabın ingilizce versiyonu da var aynı sitede.Fiyatı ise 10,50 TL.

Yazarıyla ilgilenenlere..Sinan Yağmur'un resmi web sitesi: http://www.sinanyagmur.com.tr/